
Ben başlamamış bir hayata yeniden doğmak üzere olan bir ölüyüm, sense otomobilin sabit hızını yakalamışsın ve gitmek istediğin doğrultuda ilerliyorsun. Yol dümdüz; yavaşlamana sebep olabilecek engeller yok edilmiş: Kaza riski yok, kaygı yok, hayal kırıklığı yok...
Bazen canı sıkılıyor insanın ve bir kayayı alıp kendi eliyle yolun üzerine bırakabiliyor. Nasıl olsa kontrol benim elimde diyor. Derken çarpıyor, savruluyor hafifçe. Yaralansa bile zevk alabiliyor bu savruluştan. Gözlerini açtığı arazideki yeni ve keşfedilesi tabiat onu tatlı fısıltılarla kucağına alıyor. Eninde sonunda dönecek olmanın verdiği rahatlık, korkuyu derin olukları olan bir sünger gibi emiveriyor. Ademoğlu bencil... Toprağın da canlı olduğunu unutup köklerini daldırıyor ona. Bir gün geri çektiğinde onun canını yakıp boşluğa sebebiyet vereceğini aklına getirse bile umursamıyor. Toprak sessiz, toprak uslu, toprak yumuşak...Arada bir ziyaret ederim, yerini biliyorum artık buranın diyor. Unutuyor ki ziyaret edilen tek toprak mezardır. Onu ölü yerine koyuyor, dünyaya ayağını bastığı anda gözüne at gözlüklerini geçirmiş olan Ademoğlu farkında bile olmadan. Onun için farkında olmamak masumiyetle eş anlamlıdır. Kaçıştır o gözlükler, görmemek için bakmaz, görmeyince de haklı çıkar avunur kendince.
Hiç varamadığı, kendini tamamen salmadığı bir topraktan zaten geri dönmüş sayılmaz. Sadece bir zaman birimini orda bekleyip dinlenerek geçirmiştir. Yeniden uğramak isteyeceğini sanır, ardından yolu bile hatırlamaz.
Cansız, nasıl olsa gidemez bir yere der. Unutur ki heyelanlar, erozyonlar isyanıdır toprağın Ademoğullarına. Kaçıştır, rüzgarla savurarak sakladığı gözyaşlarıdır.
Görmez Ademoğlu , bilmez...
Sanır ki tesadüf, sanır ki güçsüzlüğünden savruldu toprak: İradesi olmadığı için. Kendisi gitti demez.
Bu gidiş kazadır, üzmez onu, düşündürmez. Sadece kendisine ruh üflendiğini sanır, toprak üzgün mü diye kederlenmez.
Topraksa çoktan kendini imha etmeye başlamıştır başkaları kök salamasın diye. Verimsize çıkar adı; aldırmaz!
Çorak ve kendini kapatmış olarak gidiyorum işte. Uçuşmama engel olabilecek bir çınar tutunmadı hiç ve artık umudum da yok buna dair.
Beni anlayabilir misin?
Bunu beklemiyorum, hiçbir şey beklemedim zaten; beklemiyordum...
Sadece...
Sadece Seni Seviyorum.
Temmuz 20, 2010
ne dememi beklersin ki?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



0 yorum:
Yorum Gönder